SEALDREAM

SANATIN SONSUZLUĞA SELAMI-DÜŞLERİNE DOKUN-AMA BÜYÜSÜ BOZULMASIN
 
AnasayfaİNTROTakvimGaleriSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 SAVAŞTA KAZANIP MASADA KAYBETMEK KADERİMİZ Mİ?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ÖZGEYLANİ
Süper Modoratör
Süper Modoratör
avatar

Mesaj Sayısı : 603
Kayıt tarihi : 24/07/09
Yaş : 59
Nerden : MERSİN-TOROSLAR İLÇESİ

240709
MesajSAVAŞTA KAZANIP MASADA KAYBETMEK KADERİMİZ Mİ?

Mine G. Kırıkkanat
Yazara ulaşmak için : mine.gokce@wanadoo.fr

Savaşta galip, barışta mağlup?

Stephen Zunes, Amerika’nın Orta Doğu politikasını ve terörizmin kaynaklarını incelediği kitabı “Tinderbox”ta (ABD, 2002) şöyle yazar: “Amerika, Soğuk Savaş rakibi SSCB’den kurtulunca hesaplarında balans ayarı yaptı ve düşman ilan ettiği kişi ya da rejim terörist ya da despot olunca, kendisinin ‘emperyalist’ gibi değil ‘ezilmiş halkların yardımına koşan kurtarıcı’ biçiminde takdim ve algılanmasından daha kârlı çıkacağına karar verdi. (...) Amerika’nın dış düşmanlara yönelik bu politikasını devam ettirebilmesi, karışık askeri harekâtlara girişmeye çekinceyle yaklaşan ve geleneksel anlamda barışa ağırlık veren Amerikan kamuoyunun desteği olmasa bile rızasını gerektiriyordu. İşte bu yüzdendir ki yıllardır, Amerikan kurmayları hep, BARIŞ ADINA SAVAŞTIKLARINI vurguladılar.

Vietnam savaşı, Amerikan kamuoyuna ‘bir barış kuşağı’ armağan etmek gerekçesiyle sunuldu. Zaten aşırı silahlı Orta Doğu ülkelerine, ‘İsrail ve komşuları arasında barışı sağlamak’ için daha çok para yardımı yapıldı ve silah satıldı. George Orwell de ‘1984’ romanında, ‘savaş barıştır’ dememiş miydi zaten?”


***


Yukardaki satırları, aklınızın bir yanıyla Türkiye’de olan bitenleri, daha doğrusu “olup bitti”leri düşünerek okuyun, sayın seyirciler:

1973 eylül ayında, Bülent Ecevit TBMM kürsüsünden yaptığı tarihi konuşmada, “Barış getireceğiz, barış!” diye haykırıyor, meydanlarda beyaz güvercin uçuruyordu. Ancak bir yıl sonra kurulabilen CHP/Milli Selamet Partisi (yani dinciler) koalisyonu, 1974’te Türkiye’yi “Kıbrıs Barış Harekâtı” adı altında savaşa soktu. Savaş er meydanında kazanıldı, masada kaybedildi.

Bugün, Türklerin bir kısmı ve dünya kamuoyunun tamamı, Türkiye’yi Kıbrıs’ta “işgal ordusu” olarak niteliyor.

1980 eylül ayında Türkiye’yi 12’den vuranlar, yaptıkları askeri darbeyi, “toplumsal barışı yeniden tesis etmek” gerekçesiyle açıkladılar: 1975-80 yılları arasındaki beş yılda, sokaklarda 5 bin kişi öldürülmüş, solun sağa kırdırıldığı bu katliam bir iç savaş tehdidi yaratmıştı.

Bugün, ben dahil pek çok kişi, bu beş yıllık zaman ve beş bin kişinin “toplumsal barışı yeniden tesis”e ön hazırlık için öldürüldüğünü, başka bir deyişle 12 Eylül “barışı”na taban oluşturmak üzere savaştırıldığını düşünüyoruz.

Türkiye, 12 Eylül “darp” ve yaralarını sarmaya başladığı 1984 yılından öteye, bu kez PKK’ya karşı “toplumsal barışı korumak” için savaşmaya başladı. Bugün, ben dahil pek çok kişi, tanımadığımız, bilmediğimiz bir “master tasarımcı”nın 1978 yılında yapılanan PKK saatini de zaten 1984 yılından öteye patlamaya ayarladığını düşünüyoruz.

20 yıl süren PKK ile savaşta, tam olarak kaç kişi öldü, bilmiyoruz. Kimine göre 30 bin, kimine göre 35 bin can alan ve Türklerle Kürtler “barışık” kalsınlar, ülke bölünmesin, iç savaş çıkmasın, diye can almaya devam eden bu savaşta “barış” güçleri, 8 binden fazla şehit verdi, 10 binden fazla gazinin elini, ayağını, bacağını, gözünü, kulağını, sayısı belirsiz gencin de akıl sağlığını aldı...


***


Oysa bugün gelinen noktada, Türkiye’nin er meydanında kaybetmediği savaşın galibiyeti masada PKK’ya sunuluyor.

Türkiye’nin etkili ve yetkilileri, bir kez daha “toplumsal barışı tesis etmek” gerekçesiyle kendilerinden önceki etkili ve yetkililerin “bir numaralı devlet düşmanı” olarak yaşam boyu hapse mahkûm edip “bebek katili” diye lanse ettikleri Abdullah Öcalan’ın 15 Ağustos’ta yapacağı açıklamayı bekliyorlar.

15 Ağustos neyin yıldönümü?

PKK’nın Türkiye’ye topyekûn savaş ilanı, eşzamanlı düzenlediği Eruh ve Şemdinli baskınlarının 25. yıldönümü.

15 Ağustos 1984’ten öteye Türklerle Kürtlerin “barış içinde yaşamaları” için PKK’ya karşı savaşa başlayan Türkiye, 15 Ağustos 2009’da, PKK’yı hapisaneden yöneten müebbed mahkûm başkomutanı Abdullah Öcalan’ın ağzından çıkacak “barış”a umut bağlıyor.

Demek ki arazide mağlup PKK, masada galip.

Demek ki arazide galip Türkiye, masada mağlup.

Ve bizler, savaşta çekmedik barıştan çektiğimizi.

Savaşta ölmedik barışta öldüğümüz kadar.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör

 Similar topics

-
» AY SAVAŞCISINI İZLEYEBİLCEZZZ
» Lev Tolstoy - Savaş Ve Barış
» Kendi Savaşçını oluştur!
» SAKURA NUN BÜYÜSÜ
» Kellan Lutz - Henry Cavill: Ölümsüzlerin Savaşını Kim Kazanıcak?
Bu yazıyı burda paylaş : Excite BookmarksDiggRedditDel.icio.usGoogleLiveSlashdotNetscapeTechnoratiStumbleUponNewsvineFurlYahooSmarking

SAVAŞTA KAZANIP MASADA KAYBETMEK KADERİMİZ Mİ? :: Yorum

Yorum yok.
 

SAVAŞTA KAZANIP MASADA KAYBETMEK KADERİMİZ Mİ?

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 

1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
SEALDREAM  :: Forum bilgi :: HABERLER-
Buraya geçin: