SEALDREAM

SANATIN SONSUZLUĞA SELAMI-DÜŞLERİNE DOKUN-AMA BÜYÜSÜ BOZULMASIN
 
AnasayfaİNTROTakvimGaleriSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 PSİKOLOJİK BASKI-AMERİKANCI ÇÖZÜM VE UZLAŞI MANTIĞI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ÖZGEYLANİ
Süper Modoratör
Süper Modoratör
avatar

Mesaj Sayısı : 603
Kayıt tarihi : 24/07/09
Yaş : 59
Nerden : MERSİN-TOROSLAR İLÇESİ

MesajKonu: PSİKOLOJİK BASKI-AMERİKANCI ÇÖZÜM VE UZLAŞI MANTIĞI   Cuma Ağus. 07, 2009 4:00 pm

Tam Boy Emperyalizm
Silivri Sürgünleri ve Amerikancı Uzlaşmanın Temelleri






Amerikancı uzlaşma heyûlası Türkiye’de kol geziyor. Ülke uzlaşma makasının ortasında yokluğa doğru evriliyor. Süreç, toplumsal değerleri, devlet geleneklerini, cumhuriyet devrimini törpülemeye ve hiçleştirmeye iddialı görünüyor. Ekmek derdinde olan emekçi, iş derdinde olan yeni mezunlar, işsiz kalma korkusuyla çalışan sözleşmeli olarak kamu ve özel sektörde çalışan insanlarımız, çarpık güdümlü ekonominin vurduğu küçük orta ölçekli işletmeler, devlet varlıklarının haraç mezat yok edilmesi ve daha bir çok sorun yok hükmünde! Toplum, Amerikancı uzlaşmanın sancılarını yaşarken, birileri kendi saltanatını sağlamlaştırıyor. Tüm ahlâki ve kültürel değerler, hukuksal normlar, güven ortamı, erkler ayrılığı ilkeleri figüranlaştırılıyor. Bu sahteliğin dönüp dolaşıp kendilerini de yutacağının bilincinde olmayan, Amerikan vaatleri pusulası olanlar; korkuyu, psikolojiyi baskılama ve sindirme yöntemlerini, bir ülkeyi aydınsız bırakmayı, toplumu ve değerleri savunmasız bırakmayı derinleştiriyor. Farkındalık bir şey ifade etmiyor. Mücadelenin seyri olabildiğince farklılaşıyor. Hukukun, siyasal iktidarın silahı haline geldiği bir dönemi yaşıyoruz. Öyle ki ulusal yargı ağı projesiyle, tüm hukuksal metinler siyasal erkin bakanlığı denetimine giriyor. SEÇSİS denen seçim sistemi teknolojisiyle ve tüm süreçleriyle siyasal erkin denetiminde olan seçim sistemi güvensiz ortam nüvesini oluşturuyor. Yasalara aykırı dinleme, yasalara aykırı delil toplama gibi çarpıklıklar, tüm yurtseverleri tahakküm altına alıyor. Her boyutuyla ‘sıkıyönetim’ olgusunu gösteren, gazetelerle, dergilerle, televizyon ve radyo yayınlarıyla yargısız infazlar gerçekleştirilen, Hitler Nazizmini anıştıran bir dönemden geçiyoruz. Ülkenin asıl sahipleri olan aydınlar, düşün emekçileri Türkiye’nin emperyalizme sonuna kadar kayıtsız şartsız açık olan kapısı ‘Ergenekon’da biçimlendirilmeye ve bağımlı ‘aydın’ yapılmaya çalışılıyor. Atlantik ötesinin şefkatli kollarında yaşayan, İslam dinini isevileştirme misyonuyla kuluçkaya yatan Fethullah Gülen’in ‘ulusalcı dalgayı aşarız’ ifadelerine dayanan Ergenekon operasyonu, Türk Ulusu’na deli gömleği giydirmeyi tasarlayarak uygulayan Amerikan emperyalizminin Türkiye’yi terbiye etme ve kontrol etme projesidir. Ortadoğu’nun emperyalist politikalar doğrultusunda yeniden yapılandırılması sürecinde; Türkiye’ye koç başı misyonu vermenin başlangıcı olan Ergenekon operasyonu; korkunun, çaresizliğin, kokuşmuşluğun hukuk devletinin çiğnendiği, Kuddisi Okkır ve Türkan Saylan cinayetinin işlendiği akıl almaz yöntemler dizisi, kısaca deli saçmasıdır. Operasyonun seyri açısından durum, Savcı Zekeriya Öz’ü, AKP’yi ve onun işbirlikçi figüran kalemşörlerini, Fethullahçı istihbaratı aşan bir olay durumuna gelmiştir. Atlantik ötesinin hesapları Türkiye’yi her yönden kuşatmış durumdadır.



Ergenekon operasyonu üzerine değerlendirmeler yapanların, çözümlemeler yapanların iyi niyetinden, “hâlâ bir hukuk devleti var” yanılgısından kaynaklı bir çarpıklık var ki, satır aralarında gizli kalıyor. Ergenekon operasyonu çerçevesinde, tutuklamalar, güç gösterisine dönüştürülmek istenmiş ve başarılmıştır. Sabaha karşı evlerinde basılarak gözaltına almalarla, çoluk çocuğu gecenin bir yarısı uyandırılarak alıp götürmelerle, baskılama, sindirme ve güç gösterisinde bulunma amacı güdülmüştür. Soruşturmada kaçma şüphesi, delilleri karartma şüphesi olmadığı halde hukuksal normlar hiçe sayılarak ifade almak için ‘davet’ edilmeksizin devletin kolluk gücü kullanılarak insanlar zapturapt altına alınmak istenmiştir ve başarılmıştır. Son derece zekâsız, akılsız ve mesnetsiz iddialarla örülen iddianameler, gücünü Amerika’dan alan siyasal iktidarın, Silivri’yi kör döğüşüne çevirme çabasının bir sonucudur, gelinen nokta.



Tarihte tüm aydın sürgünlerinin, aydın kıyımlarının ve toplumsal korku cenderesinin sonuçlarında emperyalizme açılan bir kapı görülmüştür. Malta sürgünleriyle başlayan süreç Türkiye’nin parçalanmasını öngören batılı emperyalistlerce dayatılan sevri gündeme getirmiş, ‘bizim oğlanlar başardı’ ifadesiyle anlam kazanan 1980 darbesi, tüm ulusu ve sol hareketi ortadan kaldırarak, Türkiye’yi sömürülmeye açık Pazar haline getirmiş; 1993’te Madımak’ta yakılan aydınlarla, Türkiye’deki halkçı damar yok edilmiştir. Kürtçü İslamcı AKP kadrolarıyla birlikte, Bush Erdoğan görüşmesiyle başlayan Büyükanıt Erdoğan Dolmabahçe buluşmasıyla hızlanan Ergenekon süreciyle hedeflenen emperyal projeler çok açıktır:



1. Türkiye’de muhalefete ciddi anlamda baskı uygulamak ve AKP, ABD, AB karşıtı her unsuru etkisizleştirmek,

2. Ortadoğu’da Türkiye’ye işgal sonrası Irak’ta Kürdistan’ı inşa etmesinde koç başı rol vermek,

3. Ulusal istihbaratı ucu açık bir süreçte, koşulsuz olarak CIA’nın denetimine sokmak,

4. “Yeni Osmanlı” stratejisi çerçevesinde, Osmanlı hinterlandında Türkiye’yi emperyal projelerde kullanıma hazır bulunmasını sağlamak,

5. Kürdistan’ın ilanını kabul etmek ve gelişmesini sağlamak koşuluyla PKK’nın tasfiye edilmesi,

6. KKTC’nin Avrupa Birliği sürecinde teslimiyetinin tescillenmesini sağlamak,

7. Ermenistan’ın ‘soykırım’ taleplerine uygun ortam hazırlamak, Fener Rum Patrikhanesi’ni tüm Ortodoksların merkezi olarak Ekümenik ilân etmek,

8. Güneydoğu’da mayınlı arazilerin uluslararası şirketlere verilerek temizliğinin sağlanması ve kurulacak olan Yahudi Kürt devletiyle arada tampon/insansız bölge oluşturularak, siyasal boşluktan yararlanılarak güçlünün tasarrufuna bırakılması,

9. İslam dininin toplumcu, ahlâklı ve eleştirel akılcı yönlerini torpilleyerek Amerikan siyasetine, Amerikan kültürüne ve Amerikan dış politikasına teşne ılımlı islam yaratılması, Fethullah Gülen’in hedef ülkelerde işbirlikçi toplum oluşturması,

10. NATO’da olmayan bağımsız Jandarma’nın gücünün etkisizleştirilerek, NATO gücü haline getirilmesi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ÖZGEYLANİ
Süper Modoratör
Süper Modoratör
avatar

Mesaj Sayısı : 603
Kayıt tarihi : 24/07/09
Yaş : 59
Nerden : MERSİN-TOROSLAR İLÇESİ

MesajKonu: Geri: PSİKOLOJİK BASKI-AMERİKANCI ÇÖZÜM VE UZLAŞI MANTIĞI   Cuma Ağus. 07, 2009 4:00 pm

Bu hedeflerle görülebildiğinde; Ergenekon soruşturması, Türkiye’nin Emperyalizme açılmasının önündeki ‘ayak bağlarını’ ortadan kaldırma amacını taşımaktadır. Ergenekon, emperyalizmin Türkiye’ye girdiği büyük kapıdır.



Kürtçü İslamcı AKP, 2002 yılında iktidara geldiğinde Amerikan siyaset çizgisinden sapmanın olanaksızlaştığı, boyun eğmenin ve güce tapınmanın derinleştiği sürece girildiğini saptayabiliyorduk. Bu hükumetin, Irak işgali sonrası Kürt devletinin inşası için ‘seçilen’ kadroların toplamı olması doğrultusunda misyonlarını hakkıyla yerine getireceğini görebiliyorduk. Ne ki, süreç Türkiye’de anti emperyalist bilincin yükselişini de beraberinde getirdi. Bu bilinç Amerika’nın Türkiye üzerindeki hesaplarını bozmak, prangalanmak istenen onurun, aydınlığın savunuculuğunu yapmak için tüm bedenini taşın altına koydu. Ekonomik, siyasal, kültürel, uluslar arası alanlarda ulusal onuru savundu. Cumhuriyet Mitingleriyle istencini daha da sağlamlaştırdı. Bu olumlu akışın, biriken öfkenin ve aydınlık Türkiye özleminin dizginlenmesi için Amerika, AKP üzerinden bir dizi operasyonu başlattı. Bu operasyonlarda; medya, siyaset, hukuk kurumları, Fethullahçı istihbarat devredeydi.



Türkiye’nin yeni emperyalist kapitalist sisteme entegrasyonu için en güvenilir ve sorunsuz yöntemi; muhalefeti susturmaktı: birikimini, değerlerini, istencini ülkesi için yaşatan yurtseverler Silivri’nin karanlık hücrelerine taşındı. AKP’nin Amerika’nın taşeronluğunu üstlenmesi kuşkusuz Ergenekon’la olmadı. 2002 seçimleri öncesinde Tayyip Erdoğan’ın Avrupa’da ve Amerika’da hiçbir sıfatı olmaksızın özel toplantılarda; görev, talimat avuçlaması: Amerikancı uzlaşmanın temelini oluşturdu. İşgal hukukunun uygulandığı sömürge ülkelerinde görülebilecek çeşitli oyunlarla Tayyip Erdoğan ve şürekası yeni uşaklık niteliklerine büründürülmüş iktidar koltuğunu oluşturuverdi. Bu yeni tip iktidar koltuğunun ayakları şu ana başlıkları taşıyordu:



1. Ortadoğu’da emperyalizmin koç başı işlevini görecek yeni Osmanlı misyonu,

2. Irak’taki kukla Kürt devletini tanımak koşuluyla PKK’nın tasfiyesi,

3. Ekonominin yabancı sermayeye kayıtsız şartsız teslim edilmesi,

4. CIA güdümlü Fethullahçı istihbaratın yeni derin devleti oluşturması.



Bu başlıkları taşıyan yeni iktidar koltuğu, birbirine kökten bağlantılı bu projeleri gerçekleştirmek için her yolu mubah saymaktaydı. AKP’nin ABD güdümlü siyaset çizgisini belirleyenler: “Sermaye kesimini çekip çevirme, kendisi için özel bir sermaye kesimi palazlandırma, bu kesimi daha yukarılara taşıma ve bundan rahatsızlık duyacak diğer sermaye kesimleriyle birlikte düzenin yerleşik kurumlarını razı etme. AKP, kendi yönetimindeki Türkiye’nin en azından bölgesel ölçekte yeni misyonlar üstlenmesi gerektiğini düşünmektedir. Daha doğrusu, emperyalizmin yönlendirmeye çalıştığı dünya sisteminin önümüzdeki dönemlerinde daha aktif, değişken ve çok yönlü roller üstlenme niyetindedir. Kuşkusuz, salt kendi inisiyatifiyle değil, ABD’nin planlarına hizmet için en iyisinin bu olduğu kanısındadır ve ABD’den de bu yönde kimi mesajlar almaktadır. Depolitize edilmiş, sadakaya bağlanmış, din imanla uyuşturulmuş geniş yoksul kesimlerin varlığı AKP’yi tam rahatlatmamaktadır. Özellikle son kriz ve onun getirdiği işsizlik gibi sorunlar karşısında AKP, kabarabileceğini düşünüp ürktüğü bir emekçi muhalefetinin önünü almak istemektedir…[1]ABD’yle kol kola bir süreci götüren AKP hükumeti, İslamcı karakteri, işbirlikçi ve piyasacı kimliğiyle emperyalizme bu iş için biçilmiş bir kaftan olduğu mesajını her fırsatta verdi. Zaten, AKP’yi Türkiye’de emperyalizmin desteğiyle iktidara taşıyan dinamikler de aynı yönü gösteriyordu. AKP, bu mesajı vererek aslında kendisinden bekleneni gayet iyi anladığını emperyalist merkezlere ispatlamaya çalışıyordu. İsrail’in Ortadoğu’daki vahşi saldırısı, Ortadoğu planlarının yeni bir aşamaya girdiğinin ilanıdır. AKP danışmanları Büyük Ortadoğu Projesi’nin bittiğini söylerken aslında hem planın yeni bir evreye girdiğini itiraf ediyor hem de bu yeni safhada emperyalizmin aracılığını yapmak için iştahlarını gösteriyorlar. Fethullah Gülen cemaati başta olmak üzere, Türkiye’nin başına çöreklenen tüm gerici odaklar bu yeni aşamaya hazırlanıyor.[2] Emekçileri, yerli düşünen ulusal değerlerini dünya egemen burjuva siyasetinin üzerinde gören aydınları sindirme ve yıldırma operasyonun adı olan Ergenekon soruşturması Ortadoğu’da emperyalistlerce biçilen görevin de kolaylaştırma alt yapısını oluşturuyor. Fethullahçı Hüseyin Gülerce’nin batı algılamasını telaffuz ettiği yazılarından birinde, AKP’nin irticanın odağı olduğunu saptayan Anayasa Mahkemesi Kararını anımsatarak: “asıl hedef demokratikleşmenin engellenmesi. Çünkü demokratik reformlar, özgürlükleri genişleterek ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir yöntemin önünü açacak. Engelse; “derin devlet”, “statüko”, “tek parti özlemleri” denilen ve “ülkenin sahibi biziz” diyen zümrenin direnmesi. “Ergenekon” onların gücü[3] dediği gibi değil gerçek! Bir başka siyasal İslamcı yazar Ali Bulaç’ın bir televizyon programında dillendirdiği gibi: “bir büyük akıl, ki bunun ABD olması kuvvetle muhtemeldi, başka bir türkiye kurmaya karar vermişti. Belki on yılı alacak çok kapsamlı bir dönüşüm planı uygulamaya konuyordu. Buna kafası yatmayan, buna ikna olmayan herkes tasfiye ediliyor, etkisizleştiriliyordu.[4] ABD projesi böylelikle batıya teşne liberal İslamcı ağızlardan duyuruluyordu. Büyük plan buydu…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ÖZGEYLANİ
Süper Modoratör
Süper Modoratör
avatar

Mesaj Sayısı : 603
Kayıt tarihi : 24/07/09
Yaş : 59
Nerden : MERSİN-TOROSLAR İLÇESİ

MesajKonu: Geri: PSİKOLOJİK BASKI-AMERİKANCI ÇÖZÜM VE UZLAŞI MANTIĞI   Cuma Ağus. 07, 2009 4:01 pm

Merdan Yanardağ’ın saptamalarıyla: “Ergenekon soruşturması, sadece siyasal bir tasfiye hareketi değildir. Son otuz yıldır yeryüzünde yıkıcı bir rüzgâr gibi esen neo liberal politikalarla post modern, muhafazakâr ve her türden gerici dinci hareketin insanlığa karşı oluşturduğu tarihsel suç ortaklığının bir sonucudur. Bu işbirliğine iktisadi planda ultra liberal bir tutum siyasal ve felsefi plandaysa radikal ve gerici bir modernite ve aydınlanma eleştirisi eşlik etmektedir…Sol liberallerin emperyalizmi iptal etme, küreselleşmeciliği bir tür enternasyonalizm diye sunma, yurtseverliği suç sayma, anti emperyalist olmayı milliyetçilik ve hatta yabancı düşmanlığıyla eşitleme; sınıf mücadelesi yerine devlet sivil toplum çelişkisini ya da merkez çevre çatışmasını yerleştirme; özgürlüğü etnisite ve dinsel cemaat serbestisi olarak değerlendirme ve sınıflandırma çabaları sola yönelik bu kuşatmanın ideolojik enstrümanlarını oluşturmaktadır…Bugün egemen sınıflar arasında, daha daraltılmış bir kavramla söylersek, geleneksel iktidar bloku içinde bir yön ve program farklılaşması ortaya çıkmıştır. Diğer bir anlatımla, devletin tepesinde bir iktidar parçalanmasının yaşandığını, daha da önemlisi farklı iktidar odakları arasındaki çatışmanın sertleşerek çatışmaya dönüştüğü bir politik durumla karşı karşıyayız. Üstelik bu çatışma, sadece iç politikanın sorunları ve ihtiyaçları üzerinden değil, emperyal güçler tarafından Türkiye'nin küresel düzen içindeki yeni yerinin tayin edilmesine kadar uzanan geniş bir alanda cereyan ediyor…gözaltına alınanların kimliklerine baktığımızda; bu yön ve program farklılaşmasının bir kanadında yer alan ve "Avrasyacı" diyebileceğimiz bir kesimin tasfiye edildiğini görüyoruz. Soruşturmaya dahil edilen emekli orgeneraller (Tuncer Kılınç, Kemal Yavuz, Hurşit Tolon, Şener Eruygur), Soğuk Savaş sonrasında Türkiye'nin NATO üyeliğinin artık gereksiz hale geldiğini ve ülkenin çıkarlarıyla çeliştiğini, ABD'nin izlediği bölge siyasetlerinin Türkiye'nin stratejik çıkarlarıyla çatıştığını, bu nedenle çok odaklı bir dış politika izlenerek Avrasya'da ortaya çıkan fırsatlardan yararlanmak gerektiği görüşünü savunuyorlardı. Aynı generaller Rusya, Çin ve İran'la yeni ittifaklar yapılabileceğini de ileri sürüyorlardı. Üstelik bunu kapalı kapılar ardında da değil, kamuoyuna açık toplantılarda söylüyorlardı. Ergenekon Savcısının hazırladığı iddianameye göre, "Hükumete karşı toplantılar yapmak, bu amaçla taban oluşturmaya çalışmak ve bu toplantılarda konuşmak" suç oluşturmaktadır. Bu suçun kapsamına girmeyen bir muhalefet örgütü, parti, dernek, sendika ve yayın organı var mıdır? Yasaklanmak ve bir suça dönüştürülmek istenen şey toplumsal muhalefettir.[5]



Silahlı Kuvvetler içindeki Amerikancı ekole karşı, bağımsızlıkçı kanadın NATO’ya tepkileri: Ergenekon’da “gerçek amacın” ipucunu vermesi açısından önemlidir. Yanardağ’dan alıntıyla: Zaman gazetesinden İhsan Dağı: “Ergenekon, devlet içinde bulunan resmi bir yapının deformasyona uğramış hali. Kökleri de belli: Özel Harp Dairesi, Türkiye’nin NATO’ya girmesinden sonra Avrupa’daki birçok NATO ülkesinde olduğu gibi bizde de örgütlendi. Mali kaynakları, teçhizatı NATO’dan sağlandı. Amaç, Soğuk Savaş döneminde ülkenin muhtemel bir Sovyet işgaline uğraması veya komünist bir ihtilâle maruz kalması durumunda ‘sivil direniş’i örgütlemekti. “Peki, böyle bir ülkede elli yıldır Batı güvenlik sistematiğinde bulunan bir ordunun Rusya yanlısı, NATO, ABD ve AB ile işbirliğine karşı ‘Rusçu’ bir kliğin eline geçmesine seyirci kalır mı?” “Malzeme elde, Rusçu ekip güçlenmiş; NATO’nun ikinci büyük ordusu, ‘ABD ve AB ile işbirliğini bırakıp Rusya ve İran’la ittifak kuralım’ diyen bir MGK Genel Sekreteri çıkarmış. Son dalgada gözaltına alınanlardan Tuncer Kılınç’ın, bu ‘stratejik ufkunu’ ilan etmesinin ardından 7 yıl geçmiş. Bu düzeydeki bir askerin böylesine derin bir ‘stratejik yeniden yapılanma’ yolu gösterdikten sonra makamında kös kös oturmuş olabileceğini kimse düşünmüyordur herhalde. (…) “Dahası Ergenekon’dan yargılananlardan Şener Eruygur bu ülkede Jandarma Genel Komutanı olmuş, yine Ergenekon sanıklarından Hurşit Tolon 1. Ordu Komutanı olarak Genelkurmay Başkanlığı’na giden yolun en başına kadar gelmiş. NATO’yu Türkiye için en büyük tehlike olarak ilan edip, bir NATO ordusunun bu kadar tepesine çıkmış bir grubun varlığı şaka değil, bütün Batı ittifakı mensuplarının kaygıyla izleyeceği bir durum.” (İhsan Dağı, Zaman gazetesi, 13 Ocak 2009) “ABD’nin küresel siyasetlerini çok demokratik ve özgürlükçü gerekçelerle savunan Taraf gazetesi yazarı ve Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı Yasemin Çongar bir adım daha ileriye gidiyor: “On üç yıl Washington’da gazetecilik yaptım. Bu yıllar bana, ABD’nin Türk ordusuyla arasındaki ilişkinin kalıcı biçimde yıpranmasını asla istemeyeceğini öğretti. Bununla beraber Amerikan siyasetinin ve ordusunun Türkiye’yi iyi tanıyan mensuplarının, TSK’nın soğuk Savaş sonrasındaki performansına kuşkuyla baktıklarına da birçok kez tanık oldum. “Türk ordusunun Washington’da, ‘gitgide Batı’dan kopan, bazı unsurlarıyla Rusya’nın etki alanına giren, AB sürecini baltalamaya çalışan, Kıbrıs’ta çözümü engelleyen, demokratikleşmeyi içine sindiremeyen, 1920’lerin zihniyetine tutsak, küreselleşmeden de Türkiye’nin küreselleşmesiyle uyumlu değişimlerden de, giderek Türkiye toplumundan da kopuk’ bir kurum olarak algılanmaya başladığını gözlemledim. “Yukarıda aktardığım gözlemin yol açabileceği kestirmeci yorumların farkındayım. Ama bu gözlemden, Ergenekon soruşturmasında ABD parmağı olduğu sonucu çıkmaz. Doğru teşhis, İhsan Dağı’nın da yazdığı gibi, TSK’nın üst kademesinin Ergenekon soruşturmasına engel olmayarak kendini Batı ittifakı içinde yeniden konumlandırmaya çalıştığıdır.” (Yasemin Çongar, Taraf gazetesi, 14 Ocak 2009)… İkinci cumhuriyetçi Mehmet Altan bu konudaki yaklaşımları ciddi bir biçimde onaylayan ve Batı merkezli dünya egemenliğine karşı bağımsızlık ve bölge ittifakı diyen sivil ve askeri kanada ilişkin şunları söylemekteydi: “Batı’yı boşlayarak NATO’dan ayrılmak, bölgedeki diktatörlüklerle, hatta din devletleriyle ittifaklara gitmek üst düzey askerler tarafından dillendirilir oldu… (…) Tuncer Kılınç, ‘NATO’da en uzun süre görev yapan Türk Paşası’… Ama MGK Genel Sekreterliği görevinin hemen başlarında, ‘Çin, Rusya, İran ve Suriye ile ittifak kuralım’ diyen de o oldu… (…) Ergenekon Terör Örgütü sadece içeride bir darbe girişimi değil… Türkiye’yi ‘Batı’daki demokrasi ittifakından’ koparma girişimi… (…) Özetle NATO askeriye üzerinden tekrar geriye dönüyor denilebilir… (Mehmet Altan, Star gazetesi, 15 Ocak 2009) Taraf gazetesi yazarlarından Lale Sarıibrahimoğlu, Ergenekon operasyonunun ABD’nin isteğiyle yapıldığını, üstelik Amerikalı bir yarbayın makalesini kaynak göstererek ileri sürüyordu. Sarıibrahimoğlu bir tür “itiraf” niteliğindeki yazısında, ABD’nin Türk ordusu içindeki Hüseyin Kıvrıkoğlu ekibinden son derece rahatsız olduğunu ve bu ekibi tasfiye etmek istediğini belirtiyordu. Lale Sarıibrahimoğlu, 1991 Körfez Savaşı’nın ardından ABD’nin Kürt politikasından TSK’nın rahatsız olduğunu da belirttiği yazısında, Körfez Savaşı sonrası ABD’nin Kuzey Irak’ta bir Kürt Devleti kurma projesini adım adım hazırlamasının bu rahatsızlıkta belirleyici bir rol oynadığını ileri sürüyordu. Sarıibrahimoğlu şöyle yazıyordu:
“Amerikan ordusundan emekli Yarbay Steve Williams, merkezi ABD’deki Western Policy Center için 30 Ekim 2002 tarihinde kaleme aldığı makalesinde, münzevi (dünya işlerinden çekilen) olarak nitelendirdiği Kıvrıkoğlu’nun, dört yıllık görev süresi boyunca bir kez olsun ABD’yi ziyaret etmezken Çin’i ziyaret etmiş olmasından duyulan rahatsızlığı dile getiriyordu.
“Aynı makalesinde emekli Yarbay Williams, 4 Kasım 2002 tarihinde, ilk yurt dışı ziyaretini ABD’ye yapmaya hazırlanan dönemin Genelkurmay Başkanı ve şimdi emekli olan Orgeneral Hilmi Özkök’ü, daha Batı’ya dönük olacakları anlaşılan yeni nesil Türk askerî liderlerinin öncüsü, etkin ve uluslararası forumlarda ehil bir muhatap olarak nitelendirerek, övüyordu. Emekli Yarbay Williams’ın zaten makalesinin başlığı da ‘Türk askerinin Yeni Yüzü’ idi.”
(Lale Sarıibrahimoğlu, Taraf gazetesi, 14 Ocak 2009)[6]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ÖZGEYLANİ
Süper Modoratör
Süper Modoratör
avatar

Mesaj Sayısı : 603
Kayıt tarihi : 24/07/09
Yaş : 59
Nerden : MERSİN-TOROSLAR İLÇESİ

MesajKonu: Geri: PSİKOLOJİK BASKI-AMERİKANCI ÇÖZÜM VE UZLAŞI MANTIĞI   Cuma Ağus. 07, 2009 4:01 pm

Ergenekon soru?turmas?n?n bir çok aya?? bulunmakta.. Ba??ms?zl?kç?, Türkiye’nin onurunu ve dik duru?unu savunan ayd?nlar?n sindirilmesi için kurulan, emperyalizme dönük yüzüyle kurmaca bir tiyatro sahnesini and?ran, senaryosu bat?n?n kalem?örleri taraf?ndan yaz?lan soru?turmada Fethullah Gülen’in etkisi, Fethullahç? ve Amerikanc? yay?n organlar?na verilen misyon çok aç?k. ABD’deki Middle East Quarterly dergisinde, Rachel Sharon Krespin taraf?ndan kaleme al?nan, “Fethullah Gülen’in Büyük ?htiras?” ba?l?kl? makalede; Gülen hareketinin Türkiye’de polis gücü, ordu ve yarg? kurumlar?na s?zd??? ve AKP’yle birlikte Türk toplumunu ?slamla?t?rmaya çal??t?klar?[7] analizini yapt?. Ergenekon soru?turmas?nda polis gücünün, Fethullah'?n coplar? gibi davrand???, soru?turmada bir emniyet amirinin: “Evine neden Türk bayra?? as?yorsun, Cumhuriyet gazetesi okuyor musun?”[8] diye sorular dahi sorabildi?i ucube bir durumla kar?? kar??yay?z. Emniyet istihbaratta Ramazan Akyürek’in ba??n? çekti?i bir yap?lanmayla ilerleme kaydeden Fethullahç?lar, bugün enine boyuna TSK’ya alternatif bir güç gibi davranmaktad?r. Jandarma bölgesinde, asker ki?ilerin gözalt?na al?nmas?nda, TSK’yla uzla?ma varm?? izlenimi veren tutumlar?yla dikkat çekmektedir. Emniyet Genel Müdürlü?ü Brifing 2007 belgesinde: “Ulusalc? kesimler; devlet egemenli?inin özellikle Avrupa Birli?i sürecindeki yasal de?i?ikliklerle zedelendi?i ve ülkenin ba??ms?zl???n? yitirdi?i varsay?m?n? temel almaktad?r. Bu söylem etraf?nda geçmi?te sol, sa? ve dinsel arka plana sahip gruplar?n söylem, propaganda ve eylem birli?ine dayanan bir manevra alan? olu?turmakta, bu kapsamda, 50’den fazla dernek ve vak?f, 100’den fazla internet sitesi ve medya organ? faaliyet göstermektedir[9] denilerek, ulusalc?l??? yasa d??? kapsamda, tehlikeli bir siyasal duru? olarak de?erlendirdi?i ortaya ç?km??t?. Yasa d??? dinleme yoluyla ayd?nlar?n, askerlerin, yarg? mensuplar?n?n özel ya?amlar? dahi gazetelere servis edilmesi, ya?anan trajedinin ne boyutta oldu?unu göstermesi aç?s?ndan önemlidir. Dinleme araçlar? için, özellikle Ba?bakanl?k taraf?ndan büyük miktarlarda harcama yap?lmas?, büyük bir manüplasyonun dolay?s?yla büyük bir dezenformasyonun yap?ld???n?n karinesini vermektedir. Yarg?çlar ve Savc?lar Birli?i’nin (YARSAV) kurucu ba?kan? Ömer Faruk Emina?ao?lu’nun ifadeleriyle: “Reform ad?na Telekomünikasyon ?leti?im Ba?kanl??? kuruldu..Bu ba?kanl?k hem suç öncesi hem de bütün adli izleme, dinlemelerle görevlidir. Böyle bir kurumun özerk olmas?n?, yürütmenin etkisinde olmamas?n? beklersiniz. Ama yasaya bak?n. Kurum ba?kan?n? do?rudan Ba?bakan atar. Kurumu Ba?bakan’?n özel olarak yetkilendirece?i ki?i veya komisyon da denetler. Burada bunlar?n kamu görevlisi olmalar? ?art? yoktur. Bunun yönetmeli?inde, kurum faaliyetlerinden talebi halinde kurum ba?kan? derhal Ba?bakan’a bilgi verir, der…Bu yasa üç y?l önce AYM’ye ta??nd? ama henüz sonuçlanmad?. Bugün M?T ve Emniyet bütün Türkiye’yi izliyor. Gerek bu kurum gerekse de Adalet Bakanl???, M?T ve Emniyet’in izlemesine seyirci kal?yor. Jandarma izlemesin ama M?T ve Emniyet izlesin, tavr? içine giriyor. Bütün Türkiye’yi M?T’le Emniyet’e izlettirmekteki amaç nedir? Neden bu konu Yarg?tay’a ta??nmaz?[10] Ergenekon soru?turmas?yla ortaya ç?kan tart??malar? mevzuatta ya?anan geli?melerle aç?klayan Emina?ao?lu, iç hukuk sisteminin çal??mas? halinde cemaatin polis üzerindeki gücü engellenir demektedir.



Tüm bu olumsuz ve yüz k?zart?c? durumlara kar??n, atlantik ötesinden hoca efendileri sesleniyor: “Ergenekon davas? istenen noktada de?il[11] Yani, daha h?zl? olun, daha etkili bir temizlik yap?n. Ne kadar ba??ms?zl?kç?, cumhuriyetçi, Kemalist varsa hepsini temizleyin mesaj?n? veriyor.



Kaan TURHAN

kaanturhana@gmail.com




[1] Metin Çulhao?lu, Serbest Ça?r???ml? Bir Ergenekon yorumu, Sol, 10/01/2009.


[2] Özgür ?en, AKP’nin Bölgesel ?ddialar?, Sol, 08/01/2009.


[3] Hüseyin Gülerce, Ergenekon, Amerika ve AK Parti, Zaman, 01.05.2008.


[4] Kemal Okuyan, Ergenekon, Sol, Ak?l ve Vicdan, Sol, 14.04.2009


[5] Merdan Yanarda?, Ergenekon ve Solda S?k??ma, Sol, 15.01.2009


[6] Merdan Yanarda?, Ergenekon ve Liberalizmin Sefaleti, Sol, 22.01.2009.


[7] Fethullah Gülen ?mparatorlu?u, Milliyet, 15.01.2009.


[8] Hatice Tuncer, Cumhuriyet, 14.03.2009, s.12.


[9] Ufuk Akkaya, Emniyet’in Ulusalc?l?k Terörizmdir Brifingi Belgelendi, Ayd?nl?k, 26.04.2009, Ss.14.


[10] Leyla Tav?ano?lu, YARSAV Ba?kan? Emina?ao?lu’yla Söyle?i, Cumhuriyet, 28.12.2008, S.12.


[11] Radikal, 07.03.2009.



--
kontraergenekon

http://kontraergenekon.tr.cx
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: PSİKOLOJİK BASKI-AMERİKANCI ÇÖZÜM VE UZLAŞI MANTIĞI   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
PSİKOLOJİK BASKI-AMERİKANCI ÇÖZÜM VE UZLAŞI MANTIĞI
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
SEALDREAM  :: PSİKOLOJİ-
Buraya geçin: