SEALDREAM

SANATIN SONSUZLUĞA SELAMI-DÜŞLERİNE DOKUN-AMA BÜYÜSÜ BOZULMASIN
 
AnasayfaİNTROTakvimGaleriSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 YILANLAR ŞAHI ŞAHMERAN

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ÖZGEYLANİ
Süper Modoratör
Süper Modoratör
avatar

Mesaj Sayısı : 603
Kayıt tarihi : 24/07/09
Yaş : 59
Nerden : MERSİN-TOROSLAR İLÇESİ

MesajKonu: YILANLAR ŞAHI ŞAHMERAN   C.tesi Ağus. 22, 2009 9:19 am



Yılanlar Şahı ŞAHMERAN
Mersin-Tarsus ilçesinin yaşayan efsanesi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ÖZGEYLANİ
Süper Modoratör
Süper Modoratör
avatar

Mesaj Sayısı : 603
Kayıt tarihi : 24/07/09
Yaş : 59
Nerden : MERSİN-TOROSLAR İLÇESİ

MesajKonu: Geri: YILANLAR ŞAHI ŞAHMERAN   C.tesi Ağus. 22, 2009 9:22 am

Günümüzden binlerce yıl önce, bugünkü Tarsus kenti civarlarında yedi kat yerin dibindeki mağaralarda yaşayan yılanlar varmış. Meran adı verilen bu yılanlar, çok akıllı ve iyi yüreklilermiş. Arkadaşlığa, dostluğa, sevgiye büyük önem vererek, barış içinde mutlu bir hayat sürerlermiş. Meranların başında Şahmeran denilen eceleri varmış. Genç ve güzel bir kadın olan Şahmeran hiç yaşlanmaz, öldüğü zamanda ruhu kızının vücuduna geçermiş. Geçmişten günümüze kadar gelen bu efsaneye göre Şahmeran'la karşılaşan kişi Camsab'dır. Yoksul bir ailenin oğlu olan Camsab, evinin geçimini arkadaşları ile odun satarak sağlamaktadır. Bir gün arkadaşları ile birlikte bir kuyu dolusu bal bulan Camsab, arkadaşlarının açgözlülüğü yüzünden kuyunun içindeki bal bitince kuyuda bırakılır. Terk edilen genç cebindeki çakıyı kullanarak burada gördüğü bir deliği genişletir ve daha büyük bir yere geçer. Uyandığında etrafının yılan ve ejderhalarla dolu olduğunu görür. O sırada yarı insan yarı yılan olan Şahmeran yanına gelir ve konuşurlar. Camsab kendisine yapılan ihaneti anlatır. Camsab'ın anlattıklarını dinleyen Şahmeran onu kuyudan çıkaracağını söyler. Fakat gençten ömrü boyunca asla yerini söylemeyeceğine dair söz alan Şahmeran ona yeterli miktarda dünyalık vererek genci kuyudan çıkarır.
Köyüne dönen Camsab, ülkesinin hasta hükümdarının iyileşebilmesi için Şahmeran'ın etinin önerildiğini duyar ve ses çıkarmaz. Bir gün arkadaşları ile sohbet ederken Şahmeran'ı gördüğünü ağzından kaçırır. Arkadaşları tarafından bu olay padişaha ulaştırılır. Padişah Camsab'ı huzuruna çağırarak Şahmeran'ın yerini göstermesini ister. Fakat Camsab bir türlü Şahmeran'ın yerini söylemez. Kendisine altınlar ve vezirlik ünvanı verileceğini duyan Camsab Şahmeran'ın yerini vezire gösterir. Vezir bazı sihirli kelimeleri söyleyerek Şahmeran'ı altın bir tepsi içinde kuyunun dışına çıkarır. Vezir'in adamları Şahmeran'ı öldürür ve onun etini hükümdara yedirirler, hükümdar sağlığına kavuşur. Efsane, Şahmeran'ın insanoğluna olan sadakati ve iyi niyetine karşılık gördüğü ihaneti anlatır.

Bir rivayete görede yılanlar hala Şahmeran'ı yaşıyor biliyorlarmış.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ÖZGEYLANİ
Süper Modoratör
Süper Modoratör
avatar

Mesaj Sayısı : 603
Kayıt tarihi : 24/07/09
Yaş : 59
Nerden : MERSİN-TOROSLAR İLÇESİ

MesajKonu: Geri: YILANLAR ŞAHI ŞAHMERAN   C.tesi Ağus. 22, 2009 9:29 am


Mersin-Tarsus ilçe merkezinde ki bu yaşayan efsane, yine kendi adı ile anılan Şahmeran hamamına yakın yerdedir. Hatta Şahmeran Hamamının bir yerinde de o zamandan kaldığı rivayet edilen kan izleri bulunmaktadır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ÖZGEYLANİ
Süper Modoratör
Süper Modoratör
avatar

Mesaj Sayısı : 603
Kayıt tarihi : 24/07/09
Yaş : 59
Nerden : MERSİN-TOROSLAR İLÇESİ

MesajKonu: Geri: YILANLAR ŞAHI ŞAHMERAN   Ptsi Ağus. 24, 2009 8:15 am

Kulak ver ey yolcu! İçtiğin su, yediğin ekmek aşkına dinle! İçine çektiğin havada uğuldayan rüzgarın, karıncanın taşıdığı dünya adına dinle! Sen duymasan da ademoğlu dışında konuşanların sesine kulak ver! Her arifin erişemeyeceği bir bilginin olduğunu bil, sırrı alemin perdesi kalkmadan yüreğini elinle tut! Dinle... Su konuşur, ağaçlar konuşur, yer gök sese boğulmuştur. Bir hikayedir ki anlatılır. Bin yılları devirenlerin, ezelden ebede geçenlerin bildiği bir hikayenin anlatıcısıdır bunlar. Yolun düşerse güneye, Toroslar'a, TARSUS'a, Adana'ya, Mardin'e dinleyeceğin ortak bir hikaye vardır. ŞAHMERAN derler bir kralın hikayesidir bu. Yeraltının ve yerüstünün gizleri üstüne antolsun ki, Şahmeran ve ademoğlunun bu hikayesi ibret isteyene ibret, merhamet isteyene merhamet verir. Şahmeran yılanların şahıdır, kralıdır. İnsanoğlunun gözünden uzakta, yeraltında yaşayan yılanların efendisidir. Ademoğlunun yeryüzünde çoğalması gibi yılanlarda yeraltında çoğaldılar, başlarında Şahmeran vardı. Yedin yedi kat altında dediğime bakmayın, sarayları bin odalı salonlarıyla orası onların memleketidir. Ademoğlu o kadar saygı duymuş ki, Tarsus'ta yılan kale bile vardır. Tarsus insanı inanır ki, Şahmeran'ın evi orasıdır.

Yerin yedi kat altında gizli sarayında zamanın şimdiki gibi akmadığı devirlerde tabiatın sırlarına erişerek yönetti onları. Taa ki, bir ademoğlu çıkıp da gelene kadar. Tüm anlattıklarımız rivayettir nihayetinde, her ırmak kenarında, her şehirde farklı anlatılır. Özellikle Mardin ve çevresinde inanış odur ki, Şahmeran güzeller güzeli bir kadındır, başı insan gövdesi pullarla beyaz beyaz parlayan yılan biçiminde. Başka yörelerde ise Şahmeran bir er kişi olarak tasvir edilir, başı insan, gövdesi yılan. Şahmeran'a dair anlatışların çeşitli oluşu gibi onunla karşılaşanın kim olduğu da birçok yerde farklı anlatılır. Kimi zaman kahramanımız Cansab'tır, kimi zaman Lokman Hekim, kimi zamansa bir kral kızı. Şahmeran, yeraltındaki sarayında biz ademoğlunun kavrayamayacağı bir zamandan beri yılanları yönetir.
O çok güzel bir kadın suretinde hayal edilir hep, ölüm yaşlılık hastalık yakıştırılmaz ona. Çünkü Şahmeran’lar yaşlanıp öldüklerinde ruhları ve güçleri yerlerine tahta çıkan kızlarına geçermiş. İnsanoğlundan uzakta, kendi aleminde huzurludur, yılanlar insanlara bugün ki gibi zarar da vermezdi o vakit. Yeryüzünde ise insanlar mevsimden mevsime solup açan yapraklar gibi, kısa ömrünü değirmendeki su gibi harcamaktadır. İçlerinde iyiler olduğu gibi kötülerde vardır elbet. O kadar kötü ademoğulları vardır ki, çatal dilli yılanları bile korkutur ettikleri kötülükler.
Kötülükle kirlenmemişler arasında Cansab adlı bir genç yaşarmış. Bu hikaye çok eskilere dayanır, mürekkebin kağıda damlamadığı zamanlara. Rivayetler çoktur, bir yaşlı bilge der ki, Cansab bir köylü oğlandır, yanlışlıkla gider yılanların mağarasına ve düşer içeri. Bir başka güngörmüş ise, Cansab'ın bir bilgenin oğlu olduğunu, babasından öğrendiği Şahmeran'a aşık olarak yollara düştüğünü ve onu aradığını dile getirir. Bir başka söylencede ise, Cansab yoksul bir ailenin oğludur, odun toplamak için ormana gidip gelirdi. Bir gün içi bal dolu bir kuyu bulur, arkadaşları bal bitince onu kuyuda bırakıp, terketmişler yani ihanete uğramış. Cansab ormanın içinde kuyuda belki de kurtuluşun olmayacağı halleri düşünüp yalvarır yakarırken, bir akrep toprağı eşe eşe ona doğru yaklaşır. Cansap bir kör kuyunun içinde yaklaşan akrepten iyice ürker, “ölümün her hali beklediği doğru imiş demek” diye düşünür. Korkularının yenen Cansab kendine doğru yaklaşan akrebi öldürür, tam o vakit akrebin geldiği delikte bir ışık çarpar gözüne. Bir iğne deliği boşluktan süzülen ışık ona hayat vermişti sanki. Cebindeki bıçak ile toprağı bir köstebek gibi eşmeye başlar Cansab. Yol nereye çıkar, bu ışık nedir bilmez. Bilir ki, her türlü hal bu kör kuyudan daha iyidir.

Cansab delikten çıktığında gözünü ışık aldı. Yavaş yavaş gözünü açtığında anlar ki, adını bilmediği çiçekler, ağaçlarla çevrili bir diyardadır artık. Bu güzel bahçede dolaşırken, bir havuz görür. Yaklaştığında karşısında bir taht vardır ve bahçe yılanlarla doludur. Korkar Cansab, yılanların ülkesine gelmiştir ve çatal dilleriyle birbirleriyle konuşmaktadırlar. Cansab'ı daha da korkutan ve aslında hayrete düşüren tahtta oturan yılandır. Aslında gövdesi pullarla kaplı yılan, başı ise insan başıdır. Cansab, kaderin kendine gösterdiği yolda yürümüş Şahmeran'ı bulmuştu, Yılanların şahını, kralını. Şahmeran'ın onu davet eden bakışları ve el işaretiyle tahta doğru yaklaşır Cansab. Daralan yüreğinde her an öldürüleceği korkusu kök salmaktadır. Ancak Şahmeran dile gelir ve;

- Hoş geldin, ey insanoğlu. Kendini misafirim kabul et, sana benden ve buradaki yılanlardan zarar gelmez, korkma; der. Sonra Cansab'a çeşit çeşit yemekler ikram edilir. Cansab daha sonra yılanlar diyarına nasıl geldiğini, kuyuda terk edilme hikayesini anlatır Şahmeran'a.

İnsanoğlu bedenini topraktan ruhunu yaratanın nefesinden almışsa da kötülüğün ateşi de içine işlemiştir. Nankörlük, hainlik ve küçük çıkarlar için büyük zararlar verir olmuştur. Yoldan çıkmaya hazırdır; diyen Şahmeran Cansab ile dertleşir.

Kimi yaşlılar der ki, güzeller güzeli Şahmeran Cansab'a aşık olur ve uzun yıllar yeraltındaki bu sarayda yaşamışlar. Bazı bilgeler ise Şahmeran'ın yiğit bir kral olduğunu ve Cansab'la çok iyi dost olduğunu ve uzun yıllar dostluk içinde yaşadıklarını anlatır. Ancak insanın günü ve ruhu akar, özlemleri ve arzuları her gün yeniden yazılır kalbine. Bir vakit sonra Cansab kendi dünyasını özler. Kendisini kuyularda terk edenleri, ihanet edenlerin dünyasını özler. En çok da ailesidir yüreğinde özlemini çektiği. Ve sonunda ademoğlunun iradesi bir yerde kırılır ve açılır Şahmeran'a

Ey güzel efendim, konuksever evsahibim. Bana kapılarınızı ve yüreğinizi açtınız, uzun süredir misafirinizim. Ancak ben ailemi özledim. Müsade ederseniz ailemi görmeyi arzularım. Şahmeran, Cansab'ın bu isteğiyle kendi kaderininde yazıldığını, kader ipinin kopmak üzere makasa geldiğini farkeder, ancak çok sevdiği Cansab'ı da kırmaz.

Ey Cansab, senin dilinden düşen arzular bilirim ki, benim sonum olacaktır. Ancak seni bir şartla yeryüzüne, ademoğlunun dünyasına geri gönderebilirim. Benden hiç kimseye söz etmeyeceksin ve hiçbir zaman hamama girmeyeceksin. Çünkü beni ve bizim dünyamızı görmüş olanların vücutları da aynı bizler gibi pul pul olur.

Cansab, Şahmeran'a ay ve güneş üzerine yemin ederek ondan hiç kimseye söz etmeyeceğine ve ömrü boyunca hamama girmeyeceğine söz verdi. Cansab'a güvenen Şahmeran onun için yolluk hazırlatır, çok değerli hediyeler, mücevherler verir. Cansab yeryüzüne çıkıp ailesine kavuştuğunda anlar ki, yıllar geçmiştir aradan. Nerelerde olduğunu soranlara hiç Şahmeran'dan ve yılanların diyarından bahsetmez, sözünü tutar. Şahmeran'ın verdiği mücevherlerle yoksulluğu biter, zengin ve güzel günleri başlar. Yoksulluk gibi zenginlik ve güzellik de geçicidir ve o zor günler de gelir, Cansab'ın kapısına dayanır.

Ü
lkenin kralı Keyhüsrev amansız bir hastalığın pençesine düşmüştür. Vücudu kıpkırmızı yaralarla kaplanır. Yedi iklim dört köşeden gelen hiçbir hekim bu derde çare bulamaz. Kralın Şahmur isimli veziri kadim zamanların kitaplarını karıştırarak çareyi bulur. Kral eğer Şahmeran'ın etini yerse kurtulabilecektir ancak. Tellallar çıkarılır bütün ülkeye ve duyurulur eğer Şahmeran'ı gören varsa büyük ödüller vaat edilir. Kimseden yanıt gelmeyince yeni bir emir verir vezir Şahmur; herkesin hamamda yıkanmasını emreder, hamamlar bedava yapılır. Çünkü Şahmeran'ı görenin vücudu yılanlar gibi pul pul olur. Bütün halk gönüllü veya zorla hamamlara götürülür. Kaçacak yollar arayan Cansab, hiçbir çözüm bulamaz ve hamamda belden aşağısının pul pul olduğu görülür, sonunda yakalanır. Vezir sorgu yapar, yanıt alamaz en sonunda cellat gelir, idam emri verilir, can korkusuna düşen Cansab, Şahmeran'ın diyarına giden yolu, kuyuyu göstermeyi kabul eder. Nasıl olsa oradan onu çıkaramazlar diye düşünür. Kuyunun başına gelinir ve vezir Şahmur dua ve büyülerle kapalı kapıları açar. Şahmeran görünür. Bir kez daha aldatıldığını anlar ve;

-Ey Cansab sende mi kanıma girdin, ademoğullarına güvenilmeyeceğini bilirdim, bilirdim ama gene aldandım. Kaderim böyleymiş; der. Cansab Şahmeran'a ihanet etmenin ağırlığıyla yıkılır. Vezir Şahmur, Şahmeran'ı yakalamak için elinden tutmak isterken Şahmeran bıçağını çeker ve dokundurtmaz kendine. Cansab'ın kucağında gitmeye razı olur ve yolda Cansab'a sırrını açıklar;

- Ey Cansab, görüyorum ki istemeden bu kötülüğün içine girmişsin. Ölüm hepimizin için var. Benim günlerim de burada sona eriyormuş, kaderim... Ancak beni iyi dinle, beni senin öldürmeni istediklerinde sakın yapma, bırak vezir beni katletsin, sen katil olma. Sonra toprak çanakta beni kaynatıp suyumu ilk önce sana içirmek isteyecekler sakın içme, zehirdir o. Vezire içir ilk önce. Bunları yaparsan sen kötülükten korunmuş olur ve kazanırsın. Benim etim hem çaredir dertlere, hem zehirdir bilmeyenlere.

ansab'ın yalvarmaları yakarmaları işe yaramadı ve Şahmeran kesildi, üç parçaya bölünüp toprak çömlekte kaynatıldı. Güzeller güzeli yılanların şahı çare olmak üzere kurban edilmişti. Şahmeran'ın katledildiğine inanılan hamam bugün Tarsus'ta görenleri halen etkiler, duvarlarında Şahmeran'ın kan izleri zamana meydan okuyarak al renginde parlamakta. Şişelere konur haşlanmış sular ve krala götürülmek üzere hazırlanır. Vezir Şahmur, bel ağrısı için ikinci şişeyi içmek ister, birinci şişeyi de Cansab'a içirtmek ister tabi. Kralın yaraları için deva olacak olan parçalar ise çömlekte dile gelir ve “Biz hastalığın dermanıyız, ilk üç gün bizi yedir, dördüncü gün hamama götür” der.

Cansab önce vezirin oyununu bozmayı başarır. Nasıl yapar eder, vezirin şişesiyle kendisininkini değiştirir. Bel ağrısını geçirtmek için Şahmeran'ın kaynamış suyunu içen vezir; çare değil, daha büyük dert bulmuştur. Karnı davul gibi şişer, büyük acılarla boğuşmaya başlar. Çırpına çırpına acılar içinde son nefesini vererek, öte alemde katiller için hazırlanmış olan mekana doğru ruhu yola çıkar. Olayları duyan kral telaşa düşünce, Cansab tedaviyi bildiğini söyleyerek krala yakınlaşır, üç gün Şahmeran'ın başını yedirir, yaraların yavaş yavaş kapandığı görülür. Dördüncü gün ise hamama götürülen kral hastalıktan kurtulmuş olur. Cansab kralın başveziri tayin edilir. Cansab'ın içtiği ikinci şişedeki su Şahmeran'ın ilim, hikmet ve kimya bilgisinin özüydü. Bu su Cansab'a akıl, bilgi, öngörü verir. O yüzden adı sonradan Lokman Hekim olarak bilinir, ünlenir.
Duyduğunu, gördüğünü, bildiğini inkar etme ey yolcu... Sırrın yedi mührü dilde olsa dilin kemiği kırılırdı. Şahmeran'ın hikayesinde yerin ve göğün yaratıklarının ettiklerini gördün. Hikayenin burada nihayete erdiğini sakın sanma. Şahmeran’ın insanlar tarafından katledildiğini bilmeyen yılanların gün gelip de bunu öğrendiğindeTarsus’u basacağına inanılır. Yılanların da intikam günü gelecektir. Hikayenin sonu henüz gelmemiştir...
Fotoğraf: Uğur Pişmanlık
NOT:Efsanede de belirtildiği gibi yılanların intikamı kötü olacaktır. Çünkü bizim burada denir ki: "Tarsus yılandan Adana selden Mersin yalandan gidecektir" -Özgeylani
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ÖZGEYLANİ
Süper Modoratör
Süper Modoratör
avatar

Mesaj Sayısı : 603
Kayıt tarihi : 24/07/09
Yaş : 59
Nerden : MERSİN-TOROSLAR İLÇESİ

MesajKonu: Geri: YILANLAR ŞAHI ŞAHMERAN   Ptsi Ağus. 24, 2009 8:32 am

DUA-İ ŞAHMERAN

DUA-İ ŞAHMERAN
Allahu la ilahe illa Hüvel Hayyul Kayyum
*Allahula ilahe illa Huvel aliyul Hakim.
Allahu la ilahe illa huves Semiul Alim
*Allahu la ilahe illa Huver Rahmanürrahim
Allahu la ilahe illa Huvel Vahidul Ehad
*Allahu la ilahe illa Huvel Ferdül Varid.
Allahu la İlahe illa Huve Raufur Rahim
*Allahu la ilahe illa Huvel Aziz'ur Rahim.
Allahu la ilahe illa huvez Zahirul Batınu
*Allahu la ilahe illa Huvel Ahadus Samedu.
Allahu la ilahe illa Huvel Fetta'ul Alim
*Allah'u la ilahe illa Huvel Aziz'ul Alim.
Allahu la illa Huvel Hannan'ul Mennan'ul Deyyan
*Allahu la ilahe illa Huvel Adir'ul Kahiru.
Alahu la ilahe illa Huver-Rafiul Alim
*Allahu la ilahe illa Huver-Rabbül arş'il Azim.
Allahu la ilahe illa Huvel Melikul Kudüs
*Allahu la ilahe illa Huvel Hamdul mubin.
Allahu la ilahe illa Huvel Bais'ul Varis
*Allahu la ilahe illa Huvel Esmaul Hüsna.

Huvel Hayy'u la ilahe illa Huve Fadi'u MuhlisineLehuddiyn

Subhane birahmetike ya erhamerrahimin.Velhamdu-lillahi Rabbil alemin.

1-) İLK GÜN 2 rekat hacet namazı kılınacak . İlk gün niyet edilecek dua
öyle okunacak. Diğer günler niyet etmeye gerek yok. Ama hiç ara verilmemesi gerekiyor.
Eğer ara verirseniz yeniden başlamanız gerekmekte.

Hergün ikindi namazından sonra okunacak .

İş için hergün 7 defa okunacak. İkindi namazından sonra.

2-) Satılmayan mal için 11 gün her gün 7 defa okunacak. İkindi namazından sonra.
3-) Nasip kısmet için 21 gün, her gün 7 defa okunacak. İkindi namazından sonra.

Bu konu tartışmaya açık değildir. İsteğen inanır istemeyen inanmaz.

Önemli Not: Bazı internet sitelerinde Şahmeran Duası hakkında birtakım yanlış bilgiler yer almaktadır. O yüzden Şahmeran Duasını açıklayayım dedim.
Şahmeran duasında kasıt Allah (c.c) isimlerinin toplandığı dua yani Duaların Şahı (Büyüğü) manasındadır.
Elbetteki bütün dualar üstündür ama bunun daha üstün olduğuna inanılmaktadır.

Bununla ilgili sağda solda net bir bilgiye rastlamayabilirsiniz. Ama benim verdiğim duanın orjinalidir. Yani verdiğim sırada ve biçimde okunmalıdır.

Yalnız dikkat edilecek husus bu duanın "çocuklara verilmiş ödev" gibi değil. Gerçekten Allah Rızası için okunmasıdır.

bu bir alinti sorucevap sitesinden ve burada da dua dogru yazilmis okumak isteyen arkadaslarim bu sekil okuyabilir duayi.

Bendeki kitapta 7 gun icinda her gun 21 kere okuyanin kismeti acilir diye yaziyor. Allah dualarinizi kabul etsin. amin.
--------------------

--------------------

--------------------
Dua-i Şahmeran hakkında :

Bu dua bir ismi azamdır. Şahmeran adı ile anılmasının sebebi, Kuranı kerimde anlatılan Hz.Musa ASM. Fiavunun sarayında Asasını yere bıraktığında büyük bir yılan olup diğer din adamı veya sihirbazların asa'larınında yılan olup Hz Musa'nın Asa'sının diğer din adamlarının asa'larını (yılanlarını) yutma (yok etme) olayına istinaden zikredilmiştir. Tabi'ki Hz Musan'ın Asa'sı (yılanı) Tüm yılanların Şahıdır ŞAHMERAN'dır. Ehlince malumdur'ki ASA, Şeriat'i Dini sembolize eder dolayısı ile yılanda. Yani Hz.Musa'nın ASA''sı Hz.Musa'nın Şeriatidir, Dinidir, Yılanıdır. Hz Muasa'nın dini orada bulunan diğer din adamlarının şeriatlerini (yılanlarını) yutmuş yok etmiştir. Anlaşılmalıdır'ki Hz Musa'nın ASA'sı onun yılanı yani yılanların şahı (ŞAHMERAN)'dır. Bu Dua-i ismi azam'ın Hz Musa ASM'ın olayına atfedilerek düzenlenmiş olduğu anlaşılmaktadır, Şahmeran ifadesi bilinmelidir'ki mecaz'i bir anlatımdır.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ÖZGEYLANİ
Süper Modoratör
Süper Modoratör
avatar

Mesaj Sayısı : 603
Kayıt tarihi : 24/07/09
Yaş : 59
Nerden : MERSİN-TOROSLAR İLÇESİ

MesajKonu: Geri: YILANLAR ŞAHI ŞAHMERAN   Ptsi Ağus. 24, 2009 8:50 am

EFSANE İLE İLGİLİ YORUM
Tarsus ve çevresinde anlatılan söylencelerden en önemlisi ve en eskisi sanırım Şahmeran Efsanesi'dir. Bu efsaneyi Tarsus'ta bilmeyen, anlatmayan, duymayan yoktur.Değişik ağızlar, değişik değişik anlatıyor Şahmeran Efsanesi'ni. Tarsus'un dışında bir türlü, Tarsus'ta daha başka anlatılıyor. Bazı yazılı kaynaklarda ise hiç duymadığınız değerler karışıyor efsanenin yapısına.
Ama doğru olan bir şey var, bunun hepsini halk söylüyor, halk anlatıyor.Şahmeran'ın Ceyhan
ile Misis arasındaki Yılan kale’de yaşadığı söyleniyorsa da, efaserıeye göre Şahmeran bir yeraltı ülkesinde yılanlanyla birlikte yaşamaktadır.
Şahmeran Efsanesi, Tarsus ve çevresinde yaşayan insanın, yaşadığı çağın kültürel değerleriyle
zaman zaman değiştirdiği, süslediği ve gelecek kuşaklara aktardığı söylencelerin kuşkusuz en uzun ömürlü olanıdır. Bu efsane iki bin önce zamanımızda anlatıldığı gibi anlatılmıyordu. Ana konu değişmemiş bile olsa, zamanımızda bazı isimler değiştirilerek anlatılmaktadır. efasenede Şahmeran ile tanışan insanın kişiliği değişiktir. Kişilikle birlikte isim de değişmektedir. Şahrneran'la tanışan ilk insanın ismi bazı kaynaklarda Belkıya olarak geçerken, bazı kaynaklarda bu isim Camsab olarak değişmektedir. Kimi kaynaklarda ise Şahmeran'la İlk buluşan kişinin Lokman olduğu anlatılmaktadır.
Şahmeran Efsanesi'nin sonunda. Şahmeran'ın öldürülüş olayı, her değişik söylencede ortak sondur. Bu ortak sonun, yani Şahmeran'ın öldürülüşünün ana amacı insanın
Sağlık ve şifa bulmasıdır. Hatta bazı anlatımlarda Lokman Hekim'in Şahmeran ile karşılaşması uzun uzun anlatılmakta, şifa veren otların neler olduğu Lokman Hekim'e Şahmeran tarafından söylenmektedir.
Efsanenin çeşitli anlatımlarında Şahmeran’ın Eski Hamam'da öldürüldüğü iddiası genel bir kanı olarak ortaya çıkmakta ise de, bu kanı yanlıştır. Şahmeran yakın
zamanda öldürülmemiştir. Eski Hamam Romalılardan kalma bir hamamın temelleri üzerine yapılmıştır. 1873 yılında çeşitli onarımlar görmüştür. Eski Hamamın yapılışı çok eskilere dayanmaktadır. Şahmeran, olsa olsa Eski Hamam'ın çok yakınındaki, zamanımızda TOK otobüslerinin garaj olarak kullandığı Koma Hamamı'nda öldürülmüş olmalıdır.
Yılanların Kralı anlamına gelen "Şahmeran" sözcüğü Farsça bir sözcüktür. "Maran" yılan anlamında olup, "Şah" sözcüğü ise zamanımızda İran'da halen kral anlamında kullanılmaktadır. Tarsus ve çevresindeki halk Şahmeran sözcüğünü biraz yumuşatarak Şahmeran olarak kullanmayı benimsemiştir.
Yılanlar kralı olan bu yaratığın kökenini araştıracak olursak, mitolojik söylencelerin birçoğu ile karşılaşırız.
Hititler
zamanında anlatılmakta olan İlluyanka Efsanesi'nde yılana benzeyen bir yaratık olan îlluyanka'mn Fırtına Tanrısı ile olan savaşı anlatılmaktadır. Bu savaşta İlluyanka Fırtına Tanrısı'nı yenmiş ve bu tanrının kalbi ile gözlerini ele geçirmiştir. Fırtına tanrısı kalbine ve gözlerini geri alabilmek için yoksul insanları aracı olarak kullanmıştır. Sonuçta İlluyanka'nın ölümüne neden olan şey yine insanların ihaneti olmuştur. Şahmeran Efsanesi'nin bazı anlatımlarında Şahmeran aynı güvensizlik ve ihanet sonucunda öldürülmüştür ve gözleri şifa verebilmek amacıyla alınmıştır.
Şahmeran Efsanesi'ne kaynak olabilecek bir diğer mitolojik konu da "Medusa"dır. Medusa fiziksel olarak aynı yılanlar kralı Şahmeran'a benzemektedir. Mitolojide Gorgonlar'm üç çirkin kızından biri olan Medusa, yenilmeyen müthiş bir mahluktur. Büyük gözleri yıldırımlar gibi
Alev saçar. Yanık tenli alnın üstünde saç yerine kıvrılmış zehirli yılanlar, başlarını kaldırır, korkunç ıslıklar çalarlardı. Sesi vahşi hayvanların sesine benzerdi. Kızdığı zaman etrafa korku ve dehşet saçardı. Onun gözlerine bakmak, bakışları ile karşılaşmak bahtsızlığında bulunanlar hemen taş kesilirlerdi.
Mitolojide, Perseus tarafından başı kesilen Medusa'nın yere dökülen kanlarından kanatlı bir atın doğduğu ve yıldırım gibi gürleyerek göklere doğru uçtuğu anlatılmaktadır. Bu at, sonradan Bellerophon'un bindiği Pegasus'tur.
Perseus'un heybesine koyduğu Medusa'nm kesik başından sızan kanlar, damlalar halinde sağa sola düşüyor; düşen her damla kandan, korkunç, zehirli yılanlar doğuyordu. Böylece, bugün dünyanın her tarafında görülen yılanlar. Medusa'nm yere damlayan kanından doğmuş oldu. Kesik başından damlayan kanı ile yılanların yaratılmasına neden olan Medusa'nm.
zamanla yılanlar kralı Şahmeran olarak, Tarsus'ta yasayan yerli halk tarafından ve onların sahip oduğu kültürel, sosyal ve dinî değerlerin etkisiyle değişmiş olma olasılığı düşündürücüdür.
Yine mitolojik dönemlerde, Kilikya'da, bir mağarada yaşadığı söylenen, yarısı
kadın yarısı yılan biçiminde olan efsanevî bir yaratık vardır. Adı Ekhidna'dır. Ekhidna'nın lyphon ile olan evliliğinden Kerberos, Lerne Su yılanı, Khimaira, Nemea Arslanı ve Sphyngkli doğmuştur. Şahmeran Efsanesi'nin yaradılış kaynağında sanırım bir parçacıkta olsa Ekhidna'nın da parmağı vardır.
Roma dönemi evlerin ve muhtelif salonların mozaik taban döşemelerinde mitolojik olaylar mozaik tablolar halinde işlenmiştir. Mitolojide Medusa ve Perseus hikâyesini anlatan mozaik tablonun Tarsus'taki Roma Hamamı'nın mozaik döşeme tabanında bulunabileceği düşüncesinden yola çıkarak; Şahmeran Efsanesi'nin yaradılış kaynağını belgeleyebilmek için Roma Hamamı tabanındaki mozaiklerin ortaya çıkarılmasını beklemekten başka çare yoktur inancındayım.
Tarsus ve çevresindeki halkın efsane ile ilgili inandıkları bir sonuç vardır: 'Şahmeran'ın öldürüldüğünden yılanların hâlâ haberleri olmamış. Yılanlar, insanoğlunun yanına giden krallarının dönüşünü bekliyorlarmış. Şayet krallarının öldürüldüğünü duyarlarsa tüm yılanlar yeryüzüne, Tarsus'a çıkıp, Tarsus'ta yaşayan tüm insanları sokup öldüreceklermiş." Bu inanç halen Tarsus'ta, Şahmeran Efsanesi'nin sonucu olarak sürüp gitmektedir.
Not: Vallahi dedemde kızlarını hep Mersin e vermiş, galiba yılan sokmasın diyerek!-Özgeylani
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ÖZGEYLANİ
Süper Modoratör
Süper Modoratör
avatar

Mesaj Sayısı : 603
Kayıt tarihi : 24/07/09
Yaş : 59
Nerden : MERSİN-TOROSLAR İLÇESİ

MesajKonu: Geri: YILANLAR ŞAHI ŞAHMERAN   Ptsi Ağus. 24, 2009 8:56 am

Şahmeran tanınmış bir hikâyenin kahramanıdır. Türk Edebiyatında bu konuyu ilk defa 15. yüzyılda 2. Murat devri şairlerinden Abdi Musa yazdığı "Camasbname" adlı mesnevide işlemiştir. Şairi hakkında fazla bilgimizin olmadığı bu eser, 1429 yılında tamamlanmıştır. Mesnevi adını hikâyenin kahramanlarından biri olan Camasb'dan almıştır. Eserin bilinen on nüshası vardır. Camasbname'deki biçimiyle hikâye, aslında birbirinin içine yerleştirilmiş üç ayrı hikâyeden meydana gelmiştir, a- Canıasb ve Şahmeran Hikâyesi b- Bulukiya Hikâyesi c- Cihanşah Hikâyesi. Mesnevideki biçimiyle hikaye Arap hikâye geleneğine has bir nitelik olarak bilinen "çerçeveli hikâye" örneğidir. Abdi'nin bu mesnevisinden başka 1780 tarihinde istinsali edilmiş ünlü bir Camasbname daha vardır. Bu eser daha sonra kısaltılarak Mümtazetü'l-emasil, Şahmeran Hikâyesi adıyla yayınlanmıştır.
Camasbname, zamanla basitleştirilerek halk hikâyesi biçimine getirilmiştir. Şahmeran hikâyesi adıyla yapılmış birçok modern baskıları vardır. Son baskısı Hakiki Şahmeran Hikâyesi adı altında İstanbul'da yapılmıştır (1973).
Bir epizodu da Dattalname'de bulunan Şahmeran hikâyesi zamanla sözlü geleneğe geçerek bir halk masalına dönüşmüştür. Masalın Ankara, Niğde, Gönen ve Kırşehir'den yedi varyantı tesbit edilmiştir.
Şahmeran Hikâyesi Türk sözlü geleneğinde halk efsanesi olarak da yaşamaktadır. Daha 19. yüzyılda, Tarsus'a uğrayan Alman seyyahı Fürst Püekler-Muakau duyduğu bir Şahmeran Efsanesi'ni seyahatnamesine almıştır. Bu efsanenin günümüzde Ankara ve Mudurnu'dan da tesbit edilmiş varyantları vardır.
Türk edebiyatında karşılaştığımız Şahmeran Hikâyesi'nin kaynağı hakkında değişik görüşler ileri sürülmüştür. E.,J.W. Oibb, hikâyenin kaynağının Binbir Gece Masalları olduğunu, hatta bunun Bİnbir Gece Masallarından biri olan "Hasib Kerlmeddin ve Şahmaran Hikâyesinin manzum çevirisi olduğunu yazmıştır. [A History of Ottoman Peetry, London 1904.1.432) buna karşılık İrene Melikof-Sayar. Tabarl tarihini kaynak olarak göstermişlir. "Gibb'in belirttiği gibi Şahmeran hikâyesi Binbir Gece Masalları'ndan biridir."
Enno Littmann, Bulukiya hikâyesinin Yahudi kökenli olduğunu, Hasib Kerimeddin ve Şahmcran hikâyesinin de büyük bir ihtimalle Mısır kökenli olduğunu İleri sürmüştür. Buna karşılık Jan rtypka, Şahmeran Hikâyesi'nin kaynağının muhtemel olarak İran'da aranması gerektiğini söylemektedir. Iranîsehe Literaturgeshchiclıte, Leipzig 1959, 503).
Not: Şahmeran Efsanemizin değişik illerde değişik söylemleri var olduğu gibi, Kur'an da geçen "Kehf" suresin deki Yedi Uyurlar ın sığındığı Eshab-ı Kehf mağarası ile ilgili olarak da değişik illerde değişik söylemler bulunmaktadır.-Özgeylani
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ÖZGEYLANİ
Süper Modoratör
Süper Modoratör
avatar

Mesaj Sayısı : 603
Kayıt tarihi : 24/07/09
Yaş : 59
Nerden : MERSİN-TOROSLAR İLÇESİ

MesajKonu: Geri: YILANLAR ŞAHI ŞAHMERAN   Ptsi Ağus. 24, 2009 9:12 am




nOT: Tarsus ta ve Mersin de bir çok evde el işi çerçevelik Şahmeran resimlerinin değişik çizimleri duvarları süsler-Özgeylani
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: YILANLAR ŞAHI ŞAHMERAN   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
YILANLAR ŞAHI ŞAHMERAN
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
SEALDREAM  :: RESİM VE HEYKEL :: EFSANELER-
Buraya geçin: